Reflü Ve
Beslenme
Reflü
kelime anlamı olarak geriye
kaçış demektir. Gastroözofageal
reflü; mideden
(gastro) yemek borusuna (özofagus) kaçı?
?ı
gösterir.
Çocuklarda da sıklıkla karşılaşılan bir sorun
olmakla birlikte
sitemizde genellikle erişkin hastalarla ilgili bilgiler verilecektir.
Reflü hastalığı Batı Avrupa ve
ABD'de tı
bbın en
yaygın hastalığı olarak kabul edilmekle birlikte
ülkemizdeki
tanınma
oranı çok düş
üktür. Yaptığı
mız bir
çalışmada
"reflü" kelimesini duyma
oran?
?nın % 0.2 olduğunu
göstermiştik. Hastalık sıklığı ise
ülkemizde de diğer
ülkelere eşit olarak erişkinler arasında %20
oranındadır; yani her
beş erişkinden birisinde reflü hastalığı
vardı
r.
Son yıllarda kitle iletişim araçları
nın yoğun
ilgisi ile biraz daha fazla duyulur oldu. Her yeni duyulan hastalığın
üç zamanlı bir akışı olur; önceleri kimse
bilmez.
Zamanla hastalık adı yayılmaya başlar ve yaygınlığı ile
paralel doğ
ru/yanlış tanılar da artar. En sonunda ülkemize ait
bilimsel verilerin de
ortaya
koyulmasıyla gerçek sıklık, tanı ve
tedavi yaklaşımları
yerleş
ir.
Reflü şu
anda yavaş yavaş ikinci
aşamaya
geçiyor, tanınma ve
öneminin anlaşılması a?
?amasında.
Şimdiden yanlış yere
reflü tanısı koyulmuş veya
başta kanser olmak
üzere
kulaktan dolma yanlış bilgilerle panikleyerek
yardım arayanlar artmaya
baş
ladı. Sitemizde bu konuya detaylı
biçimde incelemeye çal?
?şacağız.
Hastalığın ülkemizdeki
durumu
hakkında yeterli veri yoktur.
Yapılan bir çalışmada toplam
3.5 milyon
yemek borusu-mide
(özofagogastroduodenal) hastalık
reçetesinden
sadece %
1.8'inin yemek borusu (özofagus)
hastalığı grubu
içerisine koyulmuştur.
Her basamaktaki hekimin
mide
yakınmaları ile başvuran hastalarına
kısaca:
"göğüs kemiğ
inizin arkasında yanma veya
rahatsızlık hisseder misiniz?"
"ağ
zı
nıza acı-ekşi su veya yedikleriniz
gelir mi?" sorularını sorması
tanı
yı koyduracaktır. Bu
soruları rutine sokan bir hekimin GÖRH
tanısındaki
artışlar ş
aşırtıcı oranlara ulaşacaktır.
Gastroözofageal Reflü Nedir?
Reflü tanım olarak mide içeriğinin bir
zorlama
olmaksız?
?n yemek borusuna geçmesi ve yakınmalara ya da
yemek
borusu alt ucunda
lezyonlara, hasara (ülser vs gibi) yol
açmas?
?dır.
Reflü hastalığı
bulgularını
klasik bulgular ve yemek borusu d?
?şında yarattığı sorunlar
olarak ayı
rabiliriz
Klasik
bulgular:
1)
Göğüste yanma (heartburn,
pirozis): Ne yazık ki kesin
bir
türkçe karşılığı olmayan bu
yakınma bazen doğ
rudan göğüs kemiği arkasında, bazen de
mideden
göğüse yayılan bir yanma hissi şeklinde tanımlanır.
Esa
sorun yemek borusu kaynaklı yanmanın kalp yanmasından ayrılmasıdır.
Özellikle yemeklerden birkaç saat sonra bazen de gece uykudan
uyandıracak şiddette oluşur.
2)Ağıza acı-
ekşi
su,
yemeklerin gelmesi (regürjitasyon): Genellikle ağır bir yemeği
izleyerek
ortaya
çıkar. Bazen göğüste yanma ile
birlikte bazen
de tek ba?
?ına ortaya çıkabilir. Gece boğulmaları
tanımlayan
hastalarda
özellikle önem taşır.
REFLÜNÜN
TİPİK
OLMAYAN VEYA YEMEK BORUSU DIŞI SORUNLARI:
Tipik
olmayan sorunlar:
Göğ
üs
ağrısı
Mide ağrısı
Bulantı
Yemek borusu dış
ı sorunlar?
?:
Dişte erozyonlar
Boğaz
sorunları
Ses kısıklığı
Boğazda dolgunluk hissi
(globus)
Boğaz
temizleme
Ses
tellerinde sorunlar (ses
düşmesi
vs)
Ses tellerinde
polip,
nodül vs
Larenjit
Akciğer sorunları :
Müzmin
öksürük
Astma
Akciğerlere mide içeriği
kaçması
Yineleyen zatüre
Uykuda solunum
bozuklukları
Yemek borusu
dışında yarattığı
sorunlar:
1. Boğaz
sorunları (faringolaringeal reflü):
Sürekli boğaz
temizleme, ses
kısılması ve kaybı, sürekli farenjit
veya larenjit sorunu
tanı
mlayan olguların önemli bir kısmında
reflü hastalığ
ı
bulunur.
2.
Öksürük ve
astımla ilişkisi (özofagopulmoner
reflü): Sürekli
öksüren her üç
hastanın ikisinde esas
nedenin reflü hastalığı olduğu
gösterilmiştir. Astım ile
reflü arasında yumurta-tavuk benzeri bir
neden-sonuç ilişkisi
olduğu söylenebilir. Biri diğerini
kötüleştirir.
3. Kalp dışı nedenlerden
kaynaklanan göğ
üs ağrısı (Nonkardiak chest pain):
Reflü hastalığı bir
grup
hastada kalp ağrısından ayrılması
neredeyse olanaksız şekilde
göğüs ağrısı oluşturur. Bu
hastalara koroner anjiografi
dahil
tüm tetkikler yapılmış olsa da kalbe ait sorun
saptanamaz.
4. Diş sorunları: başta çocuklar
olmak
üzere bir grup hastada dişlerde doku zedelenmesi (erezyon) oluş
turmaktadır.
Reflü Hastalığının
Tanı
sı
Nasıl Konur?
MUTLAKA doktora baş
vurulmalı
dır.
Lütfen bu sitede yazılanları okuyup kendi kendinizin
veya eşinizin
dostunuzun doktorluğunu üstlenmeyin. Onarılmaz
hatalara neden olabilirsiniz.
Tabloda halen kullanılan tanı yöntemlerinin
bir listesini
görebilirsiniz.
REFLÜ
HASTALIĞINDA
TANI
YÖNTEMLERİ
Yakınmaların varlı
ğı /
deneme tedavisi
Baryumlu üst sindirim
sistemi radyolojisi
(ilaçlı mide
filmi diye bilinir)
Üst sindirim
sistemi endoskopisi
ve biyopsi (parça alı
narak patolojide incelenmesi)
24 saat boyunca yemek
borusuna kaçan asidin
ölçülmesi (pHmetri)
Yemek borusu
kasılmalarının değerlendirilmesi
(manometri)
Sintigrafi
(sadece çocuklarda ve kı
sıtlı yarar
sağlar, erişkinlerde kullanılmı
yor)
Yemek borusuna
asit verilerek yanma oluşup oluşmad?
?ğının testi
Eğer reflü yakınmaları tipik ve
özel
durumlar
söz konusu değilse hekimin doğrudan ilaç
tedavisine
baş
layıp sonucunu değerlendirmesi artık genel kabul
görmüş
yaklaşımdır. Bu amaçla proton
pompası
inhibitörleri
denilen ilaçları günde iki kere
(sabah-akşam
aç
karnına) başlayıp 2 hafta sonra yakınmaların
kaybolduğunun
görülmesi tanı koydurucudur. Reflüde
iki haftalık
bu tedavi
ile yakınmalar ortadan kaybolur fakat süre kısa
olduğundan
neredeyse her
zaman tekrarlar. Tekrarladığında hekimin tanıdan
emin
olması ve artık daha
uzun süreli tedaviye başlaması
önerilir.
Üst sindirim sistemi
endoskopisi
ve biyopsi (parça alınarak
patolojide incelenmesi):
Endoskopi tamamen esnek bir borunun
hekim tarafından
hastanın ağzı
ndan yemek borusu, mide ve onikiparmak barsağı
na
ilerletilerek bu kısımların
optik yöntemlerle ve göz ile
incelenmesine verilen isimdir. İşlem
sırasında çoğu kere mide ve
yemek
borusundan parça al?
?narak patolojinin desteği sağlanır ve
tanıların
kesinleştirilmesinde bu destek
çok önemlidir.
Parça alı
nmasının riskli olduğu ve
başta kanser olmak
üzere hastalıkların
yayılacağı fikri endoskopik
olarak
KESİNLİKLE yanlıştır. Son yıllarda geli?
?tirilen başarılı anestezi
teknikleri sayesinde işlem kolayca ve acısız olarak
yapılabilmektedir.
Endoskopi kimlere gerekmektedir?
Endoskopi Barrett denilen durumu erken yakalamak amacıyla
yapılır.
Barrett; uzun süreli reflü nedeniyle hasarlanan yemek borusu
hücrelerinin ince veya kalın barsak hücrelerine
dönüşmesi sonucu ortaya çıkar. Bu durum bir
kanser
öncüsü olarak kabul edilir ve izlenir. En
çok 50
yaşını geçmiş ve 5 yıldan uzun
süredir reflü
yak?
?nması bulunan erkeklerde
görüldüğ
ünden bu
gruptaki kişilerin
hayatlarında bir kere endoskopi yaptırmaları
önerilmektedir.
Reflü nedeniyle endoskopi yapılanların sadece
%1-
2'sinde
Barrett bulunur ve bu zeminde kanser riski %1'in altındadır.
Diğer
ve
ÇOK ÖNEMLİ bir endoskopi gereksinimi ALARM
BULGULARI
dediğimiz ve kanser kuşkusu uyandıran bulguların varlığıdı
r. Bu
bulgular
tabloda özetlenmiştir.
ALARM
BULGULARI (Varsa
Hemen Endoskopi Yapılmalıdır !)
Geçirilmiş
üst sindirim sistemi kanaması (ağı
zdan
kahve telvesi şeklinde kusma
ve/veya simsiyah, pis kokulu dışkılama)
Yutma
güçlüğ
ü
(lokmalar göğüste
takılır ve sıklıkla su
içirilerek
geçirilmeye çalı?
?ılır)
Yutarken
ağrı duyma
Açıklanamayan kilo kaybı
Kansızlık
(hele ki erkeklerde
görüleni MUTLAKA
ayrıntılı inceleme gerektirir,
kadınlarda
aşırı adet kanaması
nedeniyle oluşan kayıp durumu yoksa
inceleme ş
arttır)
Gaitada (dışkıda) Gizli Kan
saptanması: bu
test 40 yaşını
geçmiş herkesin 6 ayda bir check-up
amacıyla
yaptırtması
gereken bir incelemedir. Ağızdan anüse sindirim
sisteminin
herhangi bir
kısmındaki bir hastalıkta kanama olabilir ve bu azıcık kan
dı
şkı ile
atılırken saptanabilir. Ailesinde sindirim sistemi kanseri olanların
30'lu
yaşlarda başlamaları önerilir.
50
yaş?
?nın üzerinde 5 yıldan daha uzun süreli reflü
yakınmaları bulunan erkekler
Kime endoskopi
gerekmez?
Öncelikle alarm bulguları olmayan
basit
reflü hastalarında ilk tercihin endoskopi olmadığı
vurgulanmalı
dır.
İlaçla deneme tedavisi seçilmelidir.
Yapılan endospide
Barrett veya
darlık saptananlar hariç
reflü yakınmaları
ilaçla
düzelen hastaları
endoskopik olarak takip etmek yani
sürekli endoskopi
yapmak da gerekli
değildir. Yine de hekiminiz tekrar
endoskopi isterse iyi bir aç?
?klama
yaptırın, ikna olursanız hekiminizi
dinleyin.
Çünkü bu saydıklarımız genel kurallar
olup her
hasta
kendine özgü olarak değerlendirilmelidir.
Endoskopi işlemine hazırlık:
Hasta, kullanmakta
olduğu ilaçlar için doktoruna
danı
şmalıdır. Girişimden en az
8 saat öncesinden itibaren katı
veya s?
?vı gıda alınmaması
önerilir. Ortalama 10-15 dakika
sürebilecek girişim sonrasında eğer
anestezi uygulanmışsa
hastan?
?n dikkat gerektiren işleri yapmaması, araba
kullanmaması
önerilir.
Anestezi uygulanmadıysa kısıtlama yoktur. Boğaz
uyuş
turan bir ilaç
sıkıldığından işlemden sonra genellikle 1-2 saat
yenilmemesi,
içilmemesi önerilir. Doktor tarafından farklı bir
öneride
bulunulmadıkça ilaçlara devam edilir.
TEDAVİ:
Tedavide kullanı
lacak
ilaçlara MUTLAKA hekim karar vermelidir. Bu sitede detaylı olsa
da genel
bilgiler
verilmektedir. Lütfen sadece okuduklarınızla
ilaç baş
lamayın,
ilaç değiştirmeyin, reflü ile
ilgilenen bir hekime danı
şın. Aksine
davranışta ortaya çı
kabilecek olumsuz gelişmelerden
bu sitenin
yöneticileri hiç bir
şekilde sorumlu tutulamaz.
İlaç tedavisinin
nasıl olacağı konusunda kesin
kriterler yoktur.
Sıklıkla kullanılan iki
tedavi yönteminde ilaçlar
hafiften
güçlü olana veya tam tersi bir sırayla baş
lanabilir.
Tüm olgularda yaşam tarzı değişiklikleri tabii ki vurgulanmalı
dır.
Hangi
rejim kullanılırsa kullanılsın reflü tedavisinin aylarca
sürmesi
gerektiğini tekrar vurgulayalım. Örneğin iki haftalık
kısa bir tedaviden sonra
yakınmaların kısa sürede yinelemesi
olası
lığı çok
yüksektir.
Bir
başka ve
bizce en uygun tedavi
yaklaşımı hastaya göre
ilaç başlama
tekniğidir. Burada
dogmalara yer vermeden yakınma ş
iddetine göre ilaca
başlanır. En hafif
olgular 1. basamağı oluşturur.
Ağır hastalar ise 3. ve son
basamakta yer alır. Bu
yaklaşım
biçiminde:
1. basamak: Hastalığa
bağlı
yandaş sorunların bulunmadığı
olgular: genellikle bir zararlı
faktör veya hastalığı artıracak bir
hatanın ardından oluşur
(aşı
rı yemek, içki, stress).
Genellikle
ciddi bir yakınma
yoktur.
Haftada 2-3 ataktan azdı
r.
Yandaş yakı
nmalar (reflünün
yemek borusu dışı
bulguları; aşağıya
bakınız) yoktur.
Tedavi
önerisi: Sosyal
önlemler, aljinik asit,
H2 blokerleri, Antiasitler?
2.
basamak: Orta sıklıkta
yakınmalar vardır.
Haftada
2-3 ataktan fazla fakat
henüz
müzminleşmemiş olgular.
Tedavi önerisi:
Tek doz proton pompa
inhibitörü (sabah, aç)
3.
basamak: Ağır olgular.
Sürekli ve
kesilmeyen
yakınmalar vardır.
Tedavi kesilince hı
zlı, hemen
tekrarlama olur.
Reflüye bağlı
yan etkiler:
Barrett, striktür olabilir.
Yemek
borusu dışı
nda ortaya çıkan
reflü sorunları yani
boğaz ve akciğer
problemlerinde yüksek doz
proton pompa
inhibitörü (sabah,
akşam bir aç), uzun
süre
kullanılır. Bir süre
yüksek doz verildikten sonra
azaltılarak
kesilmeye çalışı
lır. Son zamanlarda hastanın yakı
nması
oldukça ilaç
almasını öneren tedavi rejimleri
gündeme gelmeye başlamı
ştır.
|